Gıda Güvenliği Eğitim Programlarının Önemi

Gıda Güvenliği Eğitim Programlarının Önemi

İnsanoğlunun en temel ihtiyacı karnını doyurabilmektir. 2020 yılı itibariyle 7,8 milyar insanın yaşadığı dünyamızda yaklaşık 850 milyon insan açlık çekmektedir. İklim değişikliği, ekim yapılan alanların gün geçtikçe azalması ve su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı nedenlerinden dolayı gıda arzı gün geçtikçe azalmaktadır. Belirli bir toplumun beslenme ihtiyacının giderilebilmesi için gıda arzının yeterli olması gerekmektedir. Devletler ve yönetimler bu yönde kısa ve uzun vadeli politikalar geliştirmekte ve bu arzının kesintisiz bir şekilde sürmesine çalışmaktadırlar.

Arzın özellikle bazı bölgelerde yetersiz olması ya da dengesiz dağılımı, yetiştirme sırasında verim kaybının önüne geçme ve birim alanda maksimum rekolte artışı için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. GDO’lu tohum kullanılması, pestisit, herbisit, doğal ve kimyasal gübre kullanımı bu yöntemlere örnektir. Bu tür ürünlerin bilinçsizce kullanımı, kontamine su ile sulama, asit yağmurları, ağır metal birikmesi gibi bazı çevresel etmenler de ürünü daha tarlada yetişme aşamasındayken güvensiz hale getirmektedir.

Ayrıca ürünün kendi doğasından kaynaklanan ya da hasadından sonraki işleme aşamaları boyunca ürünü güvensiz hale getiren başka  etkenler bulunmaktadır. Son yıllarda ürünün tüketicinin sofrasına gelinceye kadar maruz kalabileceği taklit/ tağşiş /hile ve kötü niyetli işlemler/ sabotaj /gıda terörü gibi kavramlar da önlem alınması gereken tehlikeler olarak belirlenmiştir.

Geçmişten Geleceğe Gıda Güvenliğinin Önemi

Yukarıda kısaca bahsedilen tüm bu etmenler doğru beslenme, güvenli gıda ve gıda güvenliği kavramlarının doğmasına yol açmıştır. 1960’lı yıllarda NASA’da uzaya gönderilecek astronotların nasıl güvenli beslenebileceklerine dair yapılan çalışmalar sonucunda yedi prensipten oluşan HACCP gıda güvenliği kavramı doğmuştur. İnsanlar tarafından tüketildiğinde kısa ve uzun vadede sağlığa herhangi bir şekilde olumsuz etkisi olmayan gıdalar güvenli gıdalardır.

Gıda güvenliği tehlikesi ürünün kendi doğasında var olabilir ya da tohumdan başlayarak ürünün yetiştirilmesi, hasadı ve işlenmesi aşamalarında meydana gelebilir. İşte bu tehlikelerin meydana gelmesini önlemek ya da kontrol altına alma adına yapılan tüm işlemler gıda güvenliği işlemleri olarak adlandırılır. Gıdayı güvenli hale getirirken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus bu işlem yapılırken olabildiğince az besin ögesi kaybı olmasının sağlanmasıdır. Günümüzde tüketime sunulan gıdalarda yaygın biçimde pestisit, toksik madde, patojen mikroorganizma, ağır metal gibi insan sağlığına olumsuz etkisi olacak içerikler bulunmaktadır.

Bu içeriklerin bazıları kısa vadede insan sağlığını olumsuz etkiler. Fakat bazılarının etkileri uzun yıllar sonra ortaya çıkmaktadır. Amerikan Gıda Ve İlaç Dairesi’nin web sitesinde yayınlanan bir rapora göre Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 48 milyon gıda kaynaklı hastalık meydana gelmekte, 128.000 kişi hastanede tedavi görmekte ve yaklaşık 3000 kişi hayatını kaybetmektedir. Bu verilerin yanında tüm dünyada  rapor edilmeyen milyonlarca gıda zehirlenmesi meydana gelmektedir.  Sorun son derece ciddidir ve her yıl binlerce ölüme yol açmaktadır. Bu durum insan hayatı kaybının yanında ülkelerin maddi olarak da büyük kayıplarına neden olmaktadır. Bu nedenle çok ciddi yaptırımların olduğu yasal şartlar oluşturulmuştur ve bu çerçevede resmi denetimler gerçekleştirilmektedir.

En Önemli Gıda Güvenliği Yönetim Sistem Çeşitleri

Gıda üreten, satan, toplu tüketime sunan, ithal eden, ihraç eden tüm firmalar ülkeler tarafından belirlenmiş yasal şartlara uygun üretim yapmak zorundadır. Yasal şartlar genel olarak gıdanın güvenli bir şekilde üretilmesi ve tüketiciye ulaştırılması için HACCP prensiplerini esas alan düzenlemelerdir. Yine bu prensipler temel alınarak bazı kuruluşlar tarafından  çeşitli gıda güvenliği standartları oluşturulmuştur. Bunların en önemlileri BRC, IFS, SQF, ISO 22000 ve FSSC 22000 gıda güvenliği yönetim sistemi standartlarıdır. Bunun yanında organik üretim sertifikasyonu, iyi uygulamalar ailesi (örn. global gap), BAP su ürünleri sertifikasyonu, EAB unlu ürünler sertifikasyonu gibi farklı sertifika ve uygulama programları da bulunmaktadır. Ürünün üretilmesi ve işlenmesi sırasında oluşması muhtemel gıda ve ürün güvenliği tehlikelerinin öngörülmesi ve bu sayede çeşitli yöntemlerle kontrol edilmesi esasına göre şekillendirilen tüm bu standartlar uluslararası geçerliliğe sahiptir ve yayınlandıktan sonra sektörde ortaya çıkan yeni görüşler ve kavramlarla sürekli güncellenmektedir. 

En yaygın standart ISO tarafından yayınlanmış olan 22000 standardıdır. FSSC 22000 ISO 2000 ile öngereklilik programlarının birleştirilmesi yoluyla oluşturulmuştur. IFS Alman ve Fransız perakendeciler birlikleri tarafından, BRC ise İngiliz perakendeci birliği tarafından oluşturulmuş standartlardır. Bu birlikler sektöre yön veren güçlü kuruluşlardır ve iş ilişkisi içinde oldukları tüm firmaların yayınladıkları standartlara uygun üretim ve ticaret yapmalarını şart koşmuşlardır. Bu standartlar ürünün güvenli ve kaliteli üretimi için üretim, tedarik, muhafaza, nakliye vb. aşamalarda uyulması gerekli şartları belirlemektedir. Ayrıca ilgili standart konusunda eğitim gören ve aynı bakış açısına sahip denetçiler yoluyla ürün güvenliği ve kalitesi konularında tek tip bir değerlendirme yapılabilmektedir.

Firmalar açısından önemi

Firmalar için bir gıda güvenliği yönetim sisteminin kurulması yasal şartlara uygunluğun sağlanması ve daha önceden belirlenen ürün özelliklerine uygun ürünün sürekli olarak  üretilmesi becerisini kazandırması ve bu sayede müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından önemlidir. Güvenli ürün üretilmesi amacıyla yapılan bu çalışmalar sayesinde ürünler minimum verim kaybı ve maksimum güvenlik ve kalitede üretilecek ve firmaya ulusal ve uluslararası rekabette avantaj sağlayacaktır. Örneğin Türkiye’de üretim yapan bir firma BRC gıda güvenliği ve kalitesi standardına sahipse İngiltere’ye ihracat şansı daha fazla olacaktır.

Gıda güvenliği ve kalite yönetim sistemlerinin kurulması, işletilmesi ve sürdürülmesi stratejik kararlardır. Çünkü yukarıda sözü edilen becerileri kazanabilmek adına birçok yeni olgunun hayata geçirilmesi gerekir. Sistemin firmanın tüm üretim ya da hizmet verme (örneğin bir firma sadece gıda depolama ve dağıtımı yapabilir) aşamalarına entegre edilmesi esastır. Bu nedenlerden dolayı firma bünyesinde görev yapan teknik personelin ürün üretim, gıda güvenliği kavramı ve gıda güvenliği yönetim sistemi kurulma ve sürdürülme aşamalarına hakim olması gerekir.

Üniversitelerin gıda, kimya, ziraat mühendislikleri, beslenme ve diyetetik bölümü, veteriner hekimlik ve diğer ilgili disiplinlerden mezun olmuş (ya da öğrenci olan) teknik personelin gerekli eğitimleri alması ve gıda güvenliği yönetim sistemleri konusunda yeterli bilgiye ve donanıma sahip olmaları bir zorunluluk halini almıştır. Teknik personel takım oyununa yatkınlığı, liderlik, karar verme becerisi ve yönetim sistemine olan hakimiyeti ile günümüzün rekabetçi şartlarında bir adım öne çıkabilecektir ve bu özellikleri sayesinde yasal şartlara uygun, güvenli ve müşteri memnuniyeti sağlayan ürün üretilmesini sağlayacak bir sistem kurabilecektir.

TSC Akademi bünyesinde verilen gıda güvenliği eğitimlerinde katılımcılara etkin bir gıda güvenliği yönetim sistemi kurma becerisinin kazandırılması  için gerekli eğitimler verilmektedir.



Bir cevap yazın